top of page
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon

bekİr KARACA - Bİr Asrın Manevİ Mİmarİ: Şeyh Ebu’l Vefa

  • 30 Mar
  • 2 dakikada okunur

Bilindiği üzere şehirlerin maddi mimarları olduğu gibi manevi mimarları da vardır. Bu manevi mimarlar birer kandil ışığı gibi şehri aydınlatır. İstanbul da kandilleri bol olan bir şehirdir. Bu kandillerden biri İstanbul’un bir semtine adını vermiş olan Şeyh Ebu’l Vefa’dır. Vefa Sultan Konya’da doğmuştur. Asıl ismi Mustafa bin Ahmed es-Sadri el-Konevî şeklinde zikredilir. Ancak kendisi Muslihuddin Mustafa, Ebu’l Vefa, İbnü’l Vefa, Şeyh Vefa, Vefa Sultan olarak anılmıştır.

Şeyh Ebu’l Vefa, Konya’da başlayan eğitim hayatını Edirne’de tamamlamıştır. Zâhirî ve Bâtınî birçok ilimde kendisini yetiştiren Ebu’l Vefa, bir dönem Konya’da yaşamıştır. Konya’da mukim olduğu yıllarda hac vazifesi için Hicaz’a gitmeye niyetlenmiştir. Ancak Antalya’dan bindiği gemi korsanlarca soyulmuştur. Bu talihsiz soygunla birlikte kendisi Rodos Adası’na fidye karşılığı kaçırılmıştır. Bu durumu haber alan ve o dönem Konya ve çevresinin hâkimi Karamanoğulları Beyliği hükümdarı Sultan II. İbrahim Han’ın korsanların fidyesini ödeyerek Vefa Sultan’ı kurtardığı rivayet edilmektedir.

Ebu’l Vefa, Konya’daki ikametinden sonra bugünkü Fatih ilçesi sınırlarında bulunan ve ismini verdiği Vefa semtine yerleşmiştir. Kaynaklarda kendisinden sert görünümlü ancak oldukça mütevazı, hoşsohbet, hikmet ehli ve nüktedan birisi olarak söz edilir. İstanbul’da Osmanlı hükümdarları ve devlet erkânınca itibar edilen bir zat olarak yaşamını sürdürmüştür. Bu isimler arasında Fatih Sultan Mehmed Han, Sultan Bayezid-i Sâni, Karamanî Mehmed Paşa, Zenbilli Ali Efendi başta gelmektedir. Özellikle Fatih Sultan Mehmed’in kendisine itibarı pek çok araştırmaya konu olmuştur. 1481 yılında Fatih Sultan Mehmed’in vefatı üzerine Şeyh Ebu’l Vefa’nın cihan padişahının cenaze namazını kıldırdığı bilinmektedir.


Fatih Sultan Mehmed Han Dönemi’nde Ebu’l Vefa için bir külliye inşa edilmiştir. Sultan II. Bayezid Dönemi’nde ise külliyeye eklemeler olmuştur. Bu külliye içerisinde medrese, imaret, kütüphane gibi pek çok sosyal yapı bulunmaktaydı. Ancak külliye ne yazık ki tam teşekküllü bir şekilde günümüze ulaşamamıştır. Caminin ise 1990’lı yıllarda yeniden yapıldığı bilinmektedir.

Vefa semtinin ara sokaklarında kalan Ebu’l Vefa Türbesi’ne gittiğinizde sizleri bir cami, çilehane ve mezarlık karşılayacaktır. Ebu’l Vefa’nın vefatıyla kendisine bir türbe yaptırılmıştır. Türbenin içerisinde Ebu’l Vefa ile birlikte üç zat daha vardır.


Ebu'l Vefa Türbesi İstanbul / Fatih


Bu isimler Şeyh Ali Dede Vefâyi, Şeyh Davûd-u Vefâyı Rûmî, Şeyh Abdüllâtif Vefâyı Rûmî’dir. 

Türbenin giriş kapısında ise Farisî bir dilde yazılmış kitabe bulunmaktadır. Bahsedilen kitabenin Latinize hali şu şekildedir;

Ân şem‘-i fürûz-i harem-i Ka‘be-i esrâr

Be-güzâşt ez-ân pul ki guzer kerd kih mih

Hâhî ki bedânî sefer-i Şeyh Vefarâ

Der yâb zi târîh-i “İlâ rahmet-i Rabbihî”. Sene 896.

Türkçe açıklaması ise şöyledir; Mübarek, kutsal ve sırlı Ka’beyi kandille parlatan, küçük ve büyüğün herkesin geçtiği köprüden geçti, Şeyh Vefa’nın vefat tarihini İlâ Rahmeti Rabbih’de bul.

Şeyh Ebu’l Vefa’nın ölümünden sonra Zeyniyye Tarikatı’nda zamanla Vefâiyye adında bir kol oluşmuştur. Vefâiyye kolunda Şeyh Vefa’nın evrâdı okunmuş ve onun zikir şekli uygulanmaya başlanmıştır. Bu zikir Allah, Vâhid, Ahad, Samed isimlerinin soldan sağa dönerek zikredilmesi şekliyle icra edilmektedir.

Fatih Sultan Mehmed Han Devri meşâyıhlarından olan Ebu’l Vefa’nın doğum tarihi gibi vefat tarihi de net bir şekilde bilinmemektedir. Ebu’l Vefa’nın vefat yılı olarak 1485, 1495, 1491 tarihleri verilmektedir. Ancak türbe içerisinde ve genel kabule göre vefat tarihi 1491 yılıdır. Şeyh Ebu’l Vefa, 1491 yılında Sultan II. Bayezid’in de katıldığı cenaze namazının ardından kendisi için yaptırılan külliyeye defnedilmiştir. Ardından defnedildiği yere türbe inşa edilmiştir.

Şeyh Ebu’l Vefa’nın Türkçe, Arapça ve Farsça pek çok eseri bulunmaktadır. Bu eserler arasında; Risâle-i Manẓûmât-ı Şeyḫ Vefâ, Makâm-ı Sülûk, Sâz-ı İrfân, Melhame-i Şeyh Vefâ fi’l-küsûf ve’z-zelzele ve’l-matar ve’l-berd ve ahvâli’l-cevviyyâti’l-uhrâ, Rûznâme, Risâle fi’r-rub‘i’l-müceyyeb sayılabilir.



Yorumlar


bottom of page