top of page
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon

İslam’ın Genç Elçisi: Musab bin Umeyr - Büşra ARSLAN

  • 18 Oca
  • 2 dakikada okunur

Zamanın kum taneleri arasında parlayan bir yıldız vardı: Mus’ab bin Umeyr. Mekke’nin en

zengin ailelerinden birinin çocuğudur. Giyimi, zarafeti ve yakışıklılığıyla dillere destan bir

delikanlı… Mısırdan, yemenden özel getirttiği amber kokularıyla yürüdüğü sokaklara iz

bırakırdı. Gençliğin, servetin ve saygınlığın bütün nimetleri onun avuçlarındaydı. Fakat kader,

ona yalnızca bir zenginlik hikâyesi değil; imanın, sabrın ve teslimiyetin destanını

yazdıracaktı.

Bir gün Darü’l-Erkam’dan gelen sesler dikkatini çekti. Mus’ab bu seslere dinlemeye başlayınca

söylenilenlerin kalbine tesir ettiğini fark etti. Gözleri ilk kez Hz. Muhammed’le buluştuğunda,

sanki bütün dünya susmuştu. Bir tek o var gibiydi. Her söylediği benliğine işliyordu. O an sahip

olduğu tüm zenginliklerinin ötesinde bir hakikatin olduğunu hissetti. İslam’ı kabul ettiğinde ise

bütün hayatı değişti. Ailesinin öfkesine ve toplumun baskısına maruz kaldı. Her şeye rağmen

inandığı dava uğruna dimdik durmayı başardı. İslam, aklın iknası değil, kalbin adanmasıdır.

Çünkü gerçek iman, insanın kendini tüm benliğiyle Yaradan’a emanet etmesidir. Mus’ab

kendini bu davaya adadı. Ailesi onu bu yoldan döndürebilmek için baskılarını arttırdı ve kendi

evinde oğullarını zincirledirler. Fakat o, ailesinin öfkesine değil, kalbindeki hakikat ışığına

kulak verdi.

Medine’den bir grup genç İslam’ı hak din olarak seçti. Onlara dinin gereklerini anlatacak

öğreticilere ihtiyaçları vardı. Bunun üzerine Resulullah, Mus’ab bin Umeyr’e bu kutsal görevi

verdi. İşte o günden sonra Mus’ab bin Umeyr İslam’ın ilk muallimi, ilk elçisi olarak anılmaya

başladı. Gittiği her yerde insanların kalplerine dokunmayı başardı. Her sohbetinde sadece

kelimeleri değil, sevgiyle yoğrulmuş bir hakikati sundu. İnsanları dine davet ederken yalnızca

güzel sözleriyle değil duruşu, tavırları ve güzel ahlakı ile de etkiledi. İslam yavaşça, usul usul

bir şafak gibi yayıldı. Önce bir avuç kalpte titreyen ışık, sonra bir şehrin sokaklarını aydınlatan

sabah oldu. Bu durumdan rahatsız olan Mekkeli müşrikler Bedir savaşının da intikamını

alabilmek için Uhud savaşını başlattılar. Uhud, sadece kılıçların savaşı değil, yüreklerin sınavı

oldu. Okçuların Hz. Muhammed’in sözünü dinlemeyip bir anlık gaflete düşmeleri

Müslümanları çok zor bir durumda bıraktı. Mus’ab bin Umeyr, sancağı eline aldı. Göğsünü

gerdi. Mekkeli müşriklerin saldırısı üzerine sağ eli kesildi. Kanı akıyor, acı bütün bedenini

sarıyordu. Ama Mus’ab bin Umeyr’in dudaklarından Kur’an’ın ayetleri düşmüyordu. Sol eline

sancağı aldı. Sol eli de kesildiğinde, Mus’ab sancağı kollarıyla göğsüne bastı. Artık kolları,

ellerinin yerini tutuyordu. Son darbe olarak vücuduna saplanan mızrakla birlikte Mus'ab bin

Umeyr yere yığıldı. Onun göstermiş olduğu bu cesareti ve yapmış olduğu fedakârlıkları

akıllardan hiç silinmedi. O an, ölüm sadece bir son değil, inancın ölümsüzleştiği bir an oldu.

Savaş bitmişti. Kayıplar büyüktü. Uhud’un dağları derin bir yasın nefesiyle doluydu. Mus’ab

bin Umeyr ’in bedeni, savaşın gölgesinde hareketsiz yatıyordu. Onun zarif bedeni, bir zamanlar

Mekke sokaklarını süsleyen gençliğin ve güzelliğin simgesiydi. Ama şimdi yalnızca küçük bir

kefeni vardı. O kefen ne yüzünü tam kapatabiliyor ne de ayaklarını gizleyebiliyordu. Dünyanın

bütün servetleri, onun imanı uğruna gösterdiği fedakârlığın yanında küçülmüş gibiydi. Mus’ab,

Allah için vazgeçmenin ve şehadetin en yüce örneği olarak tarih boyunca parladı.


Mus'ab Bin Umeyr


Dünya malı elinde iken

Seçti İslam’a hizmeti.

Her türlü zorluğa katlandı

İslam’ı yaymaktı tek dileği


Bu uğurda Medine’de

İlk öğretmen unvanını aldı

Kelimeleri incelikle seçince

Anlam yerleşti gönüllere sessizce


Uhud’un bağrında parladı nuru

Resul’ün aşkıyla yanmıştı ruhu.

Sarsılmaz imandı kalbinin suru

Şehadetle buldu ebedi huzuru.


Mekke’nin en zengin çocuğuydu

İstediği her şey onun olurdu

O sadece İslam’a hizmeti seçti

Öldüğünde kefen bile yetersizdi


İslam’ın şanlı kahramanları

Bizlere örnek oldular

Kutsal bir davaya kendilerini adayarak

İslam’ı günümüze ulaştırdılar.


Büşra ARSLAN

Yorumlar


bottom of page