top of page


Kalanın Lanetİ - GÜVEN İLERU
Sen gittin. Sadece gitmedin bende ne varsa söküp alarak gittin. Bir insanın içi nasıl boşalır biliyor musun? Nefes alırsın ama hava yetmez, kalbin atar ama hayat yoktur içinde. İşte öyle bir şey. Ardından kapı kapandı, ama asıl kapanan bendim. İçimde bir yer mühürlendi, bir daha kimse girmesin diye değil kimse giremesin diye. Senin yokluğun bir eksiklik değil artık, bir yara da değil. Yara olsa kabuk bağlar. Bu… daha çok kopmuş bir uzvun hayalet acısı gibi. Yok ama hâlâ sızlı
28 Şub1 dakikada okunur


Nİsnengİ - Ahmet Halİl Utkuoğlu
Gazabın aynasında, Enkazın ortasındayım, Hak vaki olunca, Ezilir ancak azgın gurur. Sabırla isyan arasında, Yirmi beş yaşındayım, Yatsı ezanı okununca, Dostum olur ehl-i kubur. Ukûbat kazanında, Mel'unun aşındayım, Sıra bana gelince, Ateşi harlar mendebur. Ashâbü'l-karye diyarında, Varlık davasındayım, Eşk-e yâr paltoma sinince, Gaybet oldu huzur. Ömrümün yarısında, Fenâ bir andayım, Keder kalpten taşınca, Kim benden taraf olur? Hiçliğin kıyısında, Uçurumun kenarındayım, Kılı
27 Şub1 dakikada okunur


Gizli Aşkın İlahi Nefesi - Güven İleru
“Gizli Aşkın İlahi Nefesi” Bir geceydi… gönlüm yorgun, dünya susmuştu, Ay bir tespih tanesi gibi göğe asılmıştı. Sessizliğin içinde bir nefes duydum Ne rüzgâr, ne insandı, belki Rahman’ın sırrıydı. “Ey gönül” dedim, “neden titrersin bu kadar?” Bir ses dedi ki: “Çünkü sen O’ndan ayrı kaldın bu kadar.” Yandım o an, içimde bir gül açtı, Dikenine razı oldum, çünkü O’nun kokusuydu aşk. Her şey O’ndan, her şey O’na, Bir damla su bile O’nu anlatır denizde. Kum taneleri secde eder, t
4 Şub1 dakikada okunur


BAĞ - AYAZ subaşı
Aynı koku, biliyorum; öncesinde nefret ettiğim kokuyu sende sevdim ben. Aynı günahtanız, görüyorum; çocukluğunu görmüş gibi bana baktın yaşlı gözlerle sen. Sana o yüzden diyorum: benziyorsun, benziyoruz diye. Anlam veremiyorum; niye bize vurdu zalim sille? Belki de fazlaydı bu, kaldıramayacağımız çile. Nasıl kaldırıyoruz biliyor musun? Bende bilinmezlikte. Tanıdım, görmek istedim ruhunu parçalayanları; hiç yabancı gelmedi, biliyor musun, hepsi aynı. Farklısın; gülistan-ı hak
31 Oca1 dakikada okunur


GİT O ZAMAN - AHMET FURKAN YALÇIN
Sevmeyeyim o zaman, sevgili; gitmeyi tercih edeyim. O zaman mutlu olur musun? Pişman olmazsın, bir şey de kaybetmezsin bir gencin aşkı haricinde. Senin israf ettiğin sevgimi bak, başkası nasıl da harcıyor; bak, başkaları sevebiliyor beni, hani o senin sevmediğin beni. İnkâr ettiğim benliğimi, sigara kokan ellerimi sevmediğini biliyorum. Senin ellerini, bak, başkaları tutuyor; benim tutamadığım ellerini. Çaresiz akan gözyaşlarını, yorulan bedenini bak, başkası sarıyor. Benim s
21 Oca1 dakikada okunur


KRALIN YALANI - AHMET FURKAN YALÇIN
Acaba asil mi değilim, kralın şaklabanları gibi ya da bir mecliste uşak? Boynum mu uzun değil, yoksa altıma koyacak birileri mi yok? Altıma koya koya boyumu uzatsam, senin boyunu geçsem, senin beni görebilmek için kafanı havalara kaldırman gerekse; bu sefer de nedenin uzun olmam olur. Sokakta, “Şu sırığa bakın,” derler de bu sefer halime söverim. Senin o altına koydukların bir gün üstüne çıkarlarsa şayet, hani hiç olmaz dediğin günlerden bir gün. Dünya yeri; bir de ahir zaman
21 Oca1 dakikada okunur


Şeyh Galipten Orhan Pamuk'a edebiyat geleneği -Muhittin Can Silsüpür
Giriş Türk edebiyatının iki önemli eseri olan Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ı ve Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ı, farklı dönemlerde yazılmış olmalarına rağmen, edebi anlatım teknikleri ve temalar açısından karşılaştırılmaya değerdir. Hüsn ü Aşk, 18. yüzyıl divan edebiyatının zirve eserlerinden biri olarak kabul edilirken, Kara Kitap, 20. yüzyılın postmodern roman anlayışını yansıtan, özgün bir eserdir. Ana Bölüm 1. Temalar ve İçerik Hüsn ü Aşk, tasavvufi bir mesnevi olarak aşkın manev
20 Oca2 dakikada okunur


Darbeler alıyoruz hirâmıza - Safiye Gündoğdu
Darbeler alıyoruz hirâmıza Dur durak bilmeden yaralar açılıyor hirâmızda Gariptirki Darbelerden,yaralardan biri bile Gidip de bitiremediğin yolu ebediyen kapatmaz. Yol boyunca için kavrulur yanar... En nihayetinde söner Arta kalan son küller ile Halıkın yanında sonsuzluğa başlarsın.
20 Oca1 dakikada okunur


İslam’ın Genç Elçisi: Musab bin Umeyr - Büşra ARSLAN
Zamanın kum taneleri arasında parlayan bir yıldız vardı: Mus’ab bin Umeyr . Mekke’nin en zengin ailelerinden birinin çocuğudur. Giyimi, zarafeti ve yakışıklılığıyla dillere destan bir delikanlı… Mısırdan, yemenden özel getirttiği amber kokularıyla yürüdüğü sokaklara iz bırakırdı. Gençliğin, servetin ve saygınlığın bütün nimetleri onun avuçlarındaydı. Fakat kader, ona yalnızca bir zenginlik hikâyesi değil; imanın, sabrın ve teslimiyetin destanını yazdıracaktı. Bir gün Darü’l-E
18 Oca2 dakikada okunur


Tarık Tufan - MESKEN EKER
Tarık Tufan’ın Düşerken Romanında Modern Bireyin Yalnızlığı Özet Bu çalışmada Tarık Tufan’ın Düşerken adlı romanı, modern bireyin yalnızlığı bağlamında incelenmektedir. Roman, modern şehir hayatı içinde bireyin yaşadığı yabancılaşma, benlik bölünmesi, iletişimsizlik, geçmişle hesaplaşma ve metafizik anlam arayışı temalarını merkezine alır. Çalışmada nitel metin incelemesi yöntemi kullanılmış; romandan seçilen kısa kesitler, eleştirel yaklaşımlar eşliğinde yorumlanmıştır. Dü
18 Oca4 dakikada okunur


Gönlüm Senin İçin Sıkıştı. - mesken eker
Yamalı bir özlemin kıyısında kalmışım. Araftayım, Kalbimin dikişlerini tutturamıyorum. Sanki hüznün dalları sırtımda kırılmış gibi. Gidemiyorum,gitmek istediğim yere. Sanki tam varacakken ayaklarım tökezlenip bir uçuruma sürükleniyorum. Özlemin kokusunu avuçlarında hissetiğim bunca kişi geçmişten bir bilet alıp gitmişler gibi. Özlemek bir dil olsaydı lügatındaki ilk kelimede ben iliklenmiş olurdum. Özlemek, Her gün gözbebeklerine Denizin mavisini, Gök Kubbeyi, Çiçekler yurdun
18 Oca1 dakikada okunur


Kapı Aralığındaki Gülüş. - mESKEN EKER
seninle güzelleşiyorum ben. avucunun kokusunda kimliğimi buluyorum. gülüşünün kıyısında kendime kırmızı çatılı evler inşa ediyorum. düşen her kirpiğini parmak uçlarımdan alıp bir günebakan çiçeğine yamalıyorum. gül yüzünü güneşin en parlak yamacına desenliyorum. tespih tespih dökülen göz yaşını alıp bir bulutun içinde saklı tuttum. busende nazlı bir çiçeğin tohumunu gizledim,sonra alıp annemin en güzel sandığında kilitli tuttum. şimdi bütün hücrelerim senin ismini sayıklıyor.
18 Oca2 dakikada okunur


Gönlümün Süruru - hasan hüseyİn AYGÜN
Gözümün perdesini aralayıp Gizlice sana bakıyordum Her bakışımda çocuklar yüreğimi mesken edinmiş gibi Bir heyecan, bir coşku, ve bekleyişin verdiği hızlı atan bir kalp Hani yağmur yağar da Birden şimşek çakar ya İşte, zihnime duvar örülmüş gibiydi Ta ki şimşeğin o duvarı yıktığını fark edene kadar Şehre giydirilen beyaz gelinlik misâli Gözbebeğimde resmedilmiş haline işlemiş beyaz Akan dereler senden bir güzellik taşıyor sanki Bu güzellik o dereleri masumiyetin parıltıları i
18 Oca1 dakikada okunur


Dâd-ı Ezel -hasan hüseyİn aygün
Mabeynimizde asrın yağmurları var Habbe-i kalp ekilince ruhumuzun hilali aydınlatır bîçare yürekleri Sonra ne hüznümüz kalır geriye ne de asrın yürek yakan yağmurları Sineme bahşedilen dâd-ı ezeldir Suretimin lem'ası ettiğin duada ki samimiyetinden midir Eskimeyen bir kaftanın var üzerinde Her dikişin de bir kelâm gizlenmiş sanki Bu kaftanı gören bir tek ben miyim Yoksa bütün âlem mi bilmiyorum Sırlı kelâmları çözecek bir inanç var içimde, kolay kolay yıkılmayan bir inanç Sa
18 Oca2 dakikada okunur


Vuslat-ı Âzam -Hasan HÜSEYİN AYGÜN
Yüreğimde sonu görünmeyen bir trene yolcu olmuşum Bu yolun sonunda çukur varmış bihaber çantamdan çıkardığım defterime not alıyorum Yüreğinin ateşi gece lambamın içerisine yerleşmiş bana nur olmuş sevgili Matemlî ahval-i âcizane resmim karşıma çıkar birdenbire defterde Yardım et sevgili bu hayal zindanında yalnız kaldım Ki her an seni düşündükçe içten içe yanmayı sevdim. Bir mektup gibi yırtık, eksik ve mühürsüzüm Adını anınca yanar her harfi defterimin Ve bilirim, bu tren du
18 Oca1 dakikada okunur


Diyarbakır'dan Ankara'ya Bir Edebiyat Neferi: Veysel Öngören EYLÜL ECE ÖNGÖREN
Diyarbakır'dan Ankara'ya Bir Edebiyat Neferi: Veysel Öngören 1931 Yılında Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde bulunan Hacıkân (Uzundere) köyünde Mala Bokarki ailesinin bir ferdi olarak dünyaya geldi. Annesi Fatma Hanım’ın, Babası Seyyid Bedrettin Beyin ilk çocuğuydu. Onlar üç kardeşti; üç gurur, üç güzel adamdı. Ferit Öngören ve Vasıf Öngören ‘in abisiydi. Vasıf Öngören: Yönetmen, Yazar, Tiyatro kuramcısı ve Türkiye'de epik tiyatro yöntemini uygulayan ilk Dramaturg; Ferit Öngöre
18 Oca4 dakikada okunur


Yaşayan Sultan - Şah-ı Zinde - Duygu AYDIN
Kitap okurken karşımıza çıkan isimleri araştırdığımızda sadece o isimle kalmayıp zincirin halkaları gibi önümüze birbiri ile alakalı nice bağlantılar çıkar. Halbuki biz bir kitabı alıp kapağını açıp sonuna gelince de kapatmak olarak gördüğümüz okuma işlevi merak ve keşfetme ile birleşince asıl hakikatler gün yüzüne çıkar. Zikredecegimiz isimde de böyle oldu benim için. Kitabımı alıp okuyacağım dediğim kısımdan araştırmalarımın hiç bitmediği, Google Maps de gitmedigim coğrafya
15 Oca2 dakikada okunur


Necip Fazıl KISAKÜREK - Güven İLERU
Düşünür, şair ve yazar (D. 26 Mayıs 1905, İstanbul – Ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul). Yazılarında kendi imzasının dışında Ne-Fe-Ka, Hi-Ab-Ko, Ha-A-Ka, Adıdeğmez, Nüktedan, Mürid, Ahmed Abdülhak, Bankacı, Be-De, Neslihan Kısakürek, Prof. Ş.Ü., Tanrı Kulu, Dedektif x 1, Ozan, Ozanbaşı, Hikmet Sahibi Abdi’nin Kölesi takma imzalarını da kullandı. Dulkadiroğullarına mensup Kısakürekler soyundandır. Çocukluğu, mahkeme başkanlığından emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş’taki kona
15 Oca7 dakikada okunur


5. MEVSİM
Bu dünyada yaşadığımız hayatta, yaptıklarımız da yapabileceklerimiz de aslında sınırlıdır. Hayatı anlamaya çalışırken verdiğimiz çaba, kimi zaman bir günün, kimi zamansa bir ömrün içine sığar. İnsan, yaşarken çoğu zaman unutur; bu kısacık yolculuğun bir başlangıcı olduğu kadar, kaçınılmaz bir sonu da vardır. Ama yine de yaşamak isteriz. Çünkü yaşamak, sadece nefes almak değil; çabalamak, düşmek, kalkmak, yeniden başlamaktır. Durduğumuz yerden, hayatı seyrederek yaşamak mümkü
15 Oca2 dakikada okunur
bottom of page