top of page
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon

BAĞ - AYAZ subaşı

  • 31 Oca
  • 1 dakikada okunur

Aynı koku, biliyorum;

öncesinde nefret ettiğim kokuyu sende sevdim ben.

Aynı günahtanız, görüyorum;

çocukluğunu görmüş gibi bana baktın yaşlı gözlerle sen.


Sana o yüzden diyorum: benziyorsun, benziyoruz diye.

Anlam veremiyorum; niye bize vurdu zalim sille?

Belki de fazlaydı bu, kaldıramayacağımız çile.

Nasıl kaldırıyoruz biliyor musun? Bende bilinmezlikte.


Tanıdım, görmek istedim ruhunu parçalayanları;

hiç yabancı gelmedi, biliyor musun, hepsi aynı.

Farklısın; gülistan-ı hak eden bir mahlûk.

Derinde, zihnini inciten o dinmez ağrı.


İstesem yapabilir misin?

Kaldırıp bütün düşenlerimi, döndürüp çekip gidenlerimi.

İstesen görebilir misin?

Sendeki yalın benliğimi, bendeki izinden gelen birini.


Ne diyorsun; belki akan gözyaşlarımız kurur,

o unutamadıklarımız gayrı hatırlamadıklarımız olur.

Hayal kurardık belki, göz önünde yaşantımız olur.

“Olmaz.” dersin deme; aynada kendin yabancı durur.

Dün düştüğümüz yer, yarın bizimle hayat bulur.


Var mısın; o nefret dolu anılar sevdiğimiz “iyikimiz” olsun.

“Neden?” dediklerimiz şükürler bulsun gafilce.

İsyanlarımız bir yerde dursun, ilişme; sessizlik coşsun.

Erken başlayan ağrılar dinsin, yerini bizden gelen şifalar tutsun.


Hayat kötü dedik, ortak olduk dertlere.

Hesaba katmadık; ağır mıydı işkence?

Mahzunuz, çok bir şey değil; muassar bir sevgiye

muhtacız her ne de olsa, bir zamanlar nefret ettiğimize.


Bu satırlar izinden gelen birini yad eder,

bağdaştırır ruhu, mücevheri taş eder.

Belki de günahlar sevabı affeder,

ama sana da bana da hepsi yeter.

Bir mutluluğu bekler, huzuru seyreder; ister melekler.


(Kan ve Can)

Yorumlar


bottom of page