Kalanın Lanetİ - GÜVEN İLERU
- 28 Şub
- 1 dakikada okunur
Sen gittin.
Sadece gitmedin
bende ne varsa söküp alarak gittin.
Bir insanın içi nasıl boşalır
biliyor musun?
Nefes alırsın ama hava yetmez,
kalbin atar ama hayat yoktur içinde.
İşte öyle bir şey.
Ardından kapı kapandı,
ama asıl kapanan bendim.
İçimde bir yer mühürlendi,
bir daha kimse girmesin diye değil
kimse giremesin diye.
Senin yokluğun bir eksiklik değil artık,
bir yara da değil.
Yara olsa kabuk bağlar.
Bu…
daha çok kopmuş bir uzvun hayalet acısı gibi.
Yok ama hâlâ sızlıyor.
Geceleri uyumuyorum.
Çünkü gözümü kapatınca
en son baktığın an geliyor aklıma.
İnsan nasıl bakar biliyor musun
birini artık sevmiyorken?
İşte öyle baktın.
Ben o bakışta öldüm.
Sen sadece cenazeyi bırakıp gittin.
Hatıralar dediğin şey
bazen bir mezarlık oluyor insanın içinde.
Her köşede bir anı,
her anıda bir nabız yokluğu.
Ben şimdi kendi geçmişimde dolaşan
bir hayalet gibiyim.
Kimse anlamıyor.
Çünkü dışarıdan bakınca
yaşıyor sanıyorlar.
Oysa insan bazen ölmeden de biter.
Ben senden sonra bitenlerdenim.
Şunu bil:
Ben seni affetmedim.
Ama nefret de edemiyorum.
Çünkü nefret bile bir bağdır—
benim sana hâlâ bağlı kalmaya gücüm yok.
En ağır olan ne biliyor musun?
Seni unutamamaktan korkmak değil…
Bir gün gerçekten unutacak olmaktan korkmak.
Çünkü o zaman
yaşadığımız her şey
hiç yaşanmamış gibi olacak.
Ve ben…
hiç yaşanmamış bir sevginin
yasını tutuyorum şimdi.
Eğer bir gün aklına gelirsem
şunu hatırla:
Seni en çok seven kişi değildim belki
ama seni kaybedince
en çok ölen bendim.



Yorumlar