top of page
  • Black Twitter Icon
  • Black Instagram Icon

5. MEVSİM

  • 15 Oca
  • 2 dakikada okunur

 Bu dünyada yaşadığımız hayatta, yaptıklarımız da yapabileceklerimiz de aslında sınırlıdır. Hayatı anlamaya çalışırken verdiğimiz çaba, kimi zaman bir günün, kimi zamansa bir ömrün içine sığar. İnsan, yaşarken çoğu zaman unutur; bu kısacık yolculuğun bir başlangıcı olduğu kadar, kaçınılmaz bir sonu da vardır.

 Ama yine de yaşamak isteriz. Çünkü yaşamak, sadece nefes almak değil; çabalamak, düşmek, kalkmak, yeniden başlamaktır. Durduğumuz yerden, hayatı seyrederek yaşamak mümkün değildir. Seyreden, yalnızca tanık olur; ama yaşayan, hayatın kendisi olur.

Zorluklar da bundandır zaten. Her bir engel, bize içimizdeki en güçlü yanları gösterir. Denilir ki, hayatın asıl güzelliği zorlukların içindedir; çünkü bizi şekillendiren, büyüten, olgunlaştıran onlardır. Fırtına geçmeden gökkuşağını görmek mümkün değildir. İnsan, acı çekmeden derinleşmez; kaybetmeden kıymet bilmez. Bu yüzden yaşam, dört mevsimin bir döngüsüdür: bahar gibi umut, yaz gibi coşku, sonbahar gibi hüzün, kış gibi dinginlik taşır.

Fakat bazen bu dört mevsim yetmez.

 İnsan, sınırlarını aşmak ister; takvimlere sığmaz, saatlerin çerçevesine hapsolmak istemez. Hayatın bize sunduğu ölçülerle yetinmeyiz.

 İşte o noktada doğar beşinci mevsim.

Beşinci mevsim, takvimlerin bilmediği, doğanın yazmadığı bir zamandır. O mevsim biziz.

 Yirmi beşinci saati biz yaşıyoruz, üç yüz altmış altıncı günü biz hayal ediyoruz.

 Hayatın sınırlarını biz çiziyoruz; sonra o sınırları yine biz aşıyoruz.

Bazen beşinci mevsim bir duyguda gizlidir. Bir sabah uyanıp her şeyin anlamını yeniden sorguladığın o an, belki de beşinci mevsimin ta kendisidir.

 Bazen bir bakışta, bir cümlenin içinde, bir vedada başlar o mevsim.

 Kimi zaman bir umudun adı olur, kimi zaman bir yalnızlığın derinliği.

Beşinci mevsim, insanın içindeki sonsuzluğu temsil eder.


Çünkü insan, dört mevsimin ötesine geçebilen tek varlıktır. Zamanı eğip büker, anılarıyla geleceği harmanlar, düşleriyle gerçeği yeniden şekillendirir. Bu yüzden en büyük mucize, dışarıda değil, içimizdedir.

Dünyadaki en güzel çiçekler altın orana sahiptir, ama kalpte açan bir çiçek, hiçbir orana sığmaz.

 Hayatın kendisi bir düzen içindedir; ama insan ruhu, o düzenin dışına taşar.

 Bizim için yaşam, yalnızca dört mevsimin döngüsünden ibaret değildir. Biz hayal ettiğimiz sürece, düşüncelerimizle, sevgimizle, yaralarımızla, bir beşinci mevsim yaratırız.

Ve belki de gerçek özgürlük budur:

 Sınırları kabullenmeyip, kendi mevsimini yaratabilmek.

 Görülmemiş bir zamanı yaşamak, söylenmemiş bir sözü kurmak, dokunulmamış bir duyguyu hissetmek...

Beşinci mevsim, ne bir takvimde başlar ne de bir yılda biter.

 O, insanın kendi içinde başlar bir düşüncede, bir cesarette, bir fark edişte.

 Her insan, bir gün kendi beşinci mevsimini bulur.

 Kimi onu bir aşkta, kimi bir acının ardından, kimi de uzun bir sessizliğin içinde keşfeder.

Çünkü sonunda hepimiz biliriz:

 Hayatı sınırlayan çizgiler bizim elimizden çıkar.

 Ve bazen en güzel anlar, o çizgilerin dışına taşanlardır.



Yorumlar


bottom of page